Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

(((Bilgi Patlaması)))

25 tane "ilginç" etiketli yazı bulundu (sayfa 1)"ilginç" tagli diger ogeler resimler , videolar
 

Modeme Bak!!

Bilgisayar firmasına müşteri giriyor ve görevli ile dialog şöyle gelişiyor:
Görevli : Buyurun efendim, nasıl yardımcı olabilirim?
Müşteri : Dün aldığım modem arızalı çıktı. Paramı istiyorum.
Görevli : Peki arızası nedir? Telafi edelim.
Müşteri : Bu modem küfrediyor. Görevli : ???
Müşteri : Dava bile edebilirim.
Görevli : Nasıl yani
Müşteri : Nasıl olacak. bağlanıyorum, basbaya ana avrad küfrediyor.
Görevli : Olamaz efendim
Müşteri : Oluyo!!! (iyice kızmış)
Görevli : Ama bu cihazın teybi hoparlörü filan yok.
Müşteri : Oluyo diyosam oluyo işte

Bu şekilde yaklaşık 10 dk. devam eden hararetli konuşma sonunda, iyice bağlantı-kullanım detaylarına filan inen görevli, sonunda 0 8222 XXX XX XX diye girmesi gereken bağlantı ayarlarında, vatandaşın 0 822 bölümünü yazmadığı, dolayısıyla alan numarasından sonraki numaranın isabet ettiği şanssız bir sabit telefon kullanıcısını bütün gece arayıp elektronik seslerle canından bezdirerek küfür ettirdiği; küfründe doğal olarak bilgisayarın hoparlöründen geldiği ortaya çıkıyor.
Etiket :ilginç
In Mystery
10 Ağustos 2007
14:34
Yorumlar :0
 
 
 
 

Fotğrafçı ve Sevgilisi

İki yıldır evliydiler.Erkek edebiyatı ve şiiri seviyordu.
Yazılarını internet sitelerine gönderiyor, şiirlerini dergilere postalıyordu.
Fakat kimse dönüp bakmıyor,okuyan ve beğenen çıkmıyordu.
İyi bir fotoğrafçıydı.Ama edebiyat ve şiir merakı yüzünden fotoğrafçılığı bir kenara bırakmıştı.
Kendi düğünlerinindeki fotoğrafların büyük bir çogunlugunu da o çekmişti.
Karısını çok seviyordu. Karısı da onu seviyordu.
Kızın biraz sabırsız bir karakteri vardı, zaman zaman kızıp bağırır,küserdi.
Erkek daha sabırlıydı,her zaman karısını hoşgörür, affedici olmaya çalışırdı.
Erkeğin başı edebiyat ve şiirle hoş olduğu için, evin geçimini karısı sağlıyordu şimdilik. Çok satan bir yazar oluncaya kadar...
Kızın naz günüydü bugün.Yine kocasından sevmediği birşeyi yapmasını istiyordu.
Kız: arkadaşımın düğün fotoğraflarını neden sen çekmiyorsun? Üstelik karşılığını fazlasıyla ödeyeceğini söyledi
Erkek: bugün vaktim yok
Kız: Öffff yine mi? şu roman yazma işini biraz kenara bıraksan, pekala vaktin olacak.
Erkek: Birgün herkes benim yazdıklarımın kıymetini anlayacak.
Kız: Ben anlamam. Arkadaşımın düğün fotoğraflarını çekeceksin.
Erkek: Hayır!
Kız: Ne olur sadece bir kez?
Erkek: Hayır dedim!
Diayalog burda koptu.
Kız son uyarısını yaptı: Ya 3 gün içinde bunu kabul edersin ya da...
İlk günün sonunda,kocasına mutfağı, banyoyu, bilgisayarı, buzdolabını, televizyonu ve müzik setini yasakladı.Yasaklardan yatagı hariç tuttu, sadece herşeye rağmen sevdiğini göstermek için.
Erkek aldırış etmedi. Derken 2.gün başka yasaklar ve bunu 3.deki başka yasaklar takip etti...
Ve 3.gece...Yine aynı yatağı paylaşıyorlardı. Ancak sırtları birbirine dönüktü.
Erkek: Konuşmamız lazım
Kız: fotoğraf çekimi dışında konuşacak bişeyimiz yok!
Erkek: Çok önemli bir konu
Kız: Sessiz kaldı.
Erkek: Ayrılalım mı? Ne dersin?
Kız kulaklarına inanamadı.
Erkek: Bi kızla tanıştım.
Kız kızgınlığını ve şaşkınlığını saklayamadı.Gözleri çoktan nemlenmiş,ve yüzünde göstermemeye çalıştığı iki damla gözyaşı aşağıya süzüldü.
Erkek pijamasının içinden bir fotoğraf çıkardı.Tam kalbinin üzerinde saklıyordu.
Erkek: Hoş bi kız!
Kızın gözyaşları çoğaldı.
Erkek: Anlaşabileceğim biri! Beni çok seviyor ve beni istemediğim şeyleri yapmak için zorlamıycağından eminim. Ayrıca iyi bi yazar olmam içinde bana destek
vericek
Kızın kıskançlığı iyice arttı çünkü bir zamanlar bütün bu sözleri kendisi de vermişti...
Erkek: Fotoğrafını çektim. Sende bakmak ister misin?
Kız: ....
Erkek fotoğrafı bakması için kıza uzattı ama kız karşı konulmaz bi öfkeyle erkeğin elini itti.
Ve kız ağlamaya başladı.
Erkek fotoğrafı tekrar koynuna koydu.
Erkek ışığı söndürdü ve uyumaya başladı. Kız ışığı yaktı ve oturdu.
Erkek uyuyordu ama kızın uykusu kaçmıştı.
Bir zamanlar kendisi de diğer kız gibi davranmıştı ona...
Ne çabuk unutulmuştu iyilikleri, desteği, sevgisi...
Tekrar ağladı. Onu uyandırmak istiyordu. Aşklarının hatırasını yeniden kalbine kazmak istiyordu.
Erkeğin pijamasının açık yakasından fotoğrafın arka yüzü görünüyordu.
Merak duygusu kıskançlığını ve öfkesini yendi. Kaybedeceği birşeysi yoktu nasılsa.
Elini uzatıp yavaşça aldı fotoğrafı.
Baktı.
Ağlamak istedi doyasıya...
Doyasıya gülmekte istedi.
Güzel çekilmiş bir fotoğraftı. Kızda güzeldi.
Kendi fotoğrafıydı.
Bir ara kendisinden habersiz çekmiş olmalıydı.
Eğildi kocasını yanağından öptü.
Erkek tebessüm etti.
Uyuyormuş gibi yapıyordu...
Etiket :ilginç
In Mystery
10 Ağustos 2007
14:24
Yorumlar :4
 
 
 
 

Canlı Fareyi Yutan Adam!!!

Edirne de ağzı açık uyuyan bir inşaat işçisinin bir fare yuttuğu, röntgen sonrasında belli oldu

Edirne de inşaat işçisi olarak çalışan Halil Alığ (34), gece yorgunluktan ağzı açık uyuyunca, ağzına giren fareyi yuttu. Fareyi canlı olarak 3 gün midesinde taşıyan Alığ ın başına gelen olay, doktorları hayrete düşürdü.

Fareyi yuttuktan 3 gün sonra hastalanarak sağlık ocağına giden genç adam, çağrılan ambulansla Edirne Devlet Hastanesi Acil Servisi ne kaldırıldı. Fare yuttum dediği doktorların bile önce kendisine inanamadığını belirten Halil Alığ, iki iğne vurulduktan sonra eve gönderildi. Çekilen röntgen filmlerinde ölen fareden geriye kalan parçaları taşıyan Halil Alığ, olayın üzerinden 12 gün geçtiğini ve şimdi herhangi bir şikayeti olmadığını söyledi.

Uyurken fareyi yutan ve 3 gün midesinde fare ile gezen Halil Alığ, Bundan 12 gün kadar önceydi. Gece yattım, yorgundum ve ağzım açık uyumuşum. Gece saat 03.00 sıralarında ağzımdan bir şeyin girdiğini hissettim. Boğazımdayken fark ettim. Korktum, Ne oluyor? dedim kendi kendime. Bir dakika gibi kısa bir sürede adeta nefesimin kesildiğini hissettim. Yanarak boğazımdan hızlıca mideme bir şey indi. Çok zor nefes aldım bu süre içinde. Sonra istifra ettim ve fare pisliği gördüm. Kokusundan da fare olduğunu anladım. Ben 2, 3 gün doktora gitmedim. Sürekli istifra ediyordum. Fare midemde geziyordu, çok acı duydum, tırmalıyordu ve müthiş yanma oluyordu. Olaydan 3 gün kadar sonra bir akşam saat 20.00 sıraları sağlık ocağına gittim. Yüzümün rengi falan kalmamıştı ve ambulans çağırdılar. Edirne Devlet Hastanesi Acil Servisi ne kaldırıldım. Orada, Fare yuttum dedim. Baştan söylediklerime inanamadılar. Biri kalçamdan diğeri de kolumdan olmak üzere iki iğne vurdular. Ne vurduklarını bilmiyorum. Röntgen filmi çekildi. Sonra farenin gezintisi kesilmişti. Sanırım içimde öldü. Beni kontrole çağırmadılar, başka ilaç falan vermediler. Ben evde bir hafta süreyle yattım dedi.

Fareyi yuttuktan sonra evde ilaçlama yaptıklarını, ancak buna rağmen evde geceleri tedirgin yattığını belirten Halil Alığ, Yine fare yutarım diye tedirgin yatıyorum. Bir hafta süreyle hiç yemek yiyemedim, bir şey içemedim. Genelde gündüzleri uyuyorum. Belki yuttuktan hemen sonra gitseydim, röntgen filmlerinde fare iyice belirgin olarak görünebilirdi. Çekilen filmlerde midenin bazı bölümlerinde ölen farenin eriyen kısımlarından geriye kalanları görünüyor. Ben bile inanamıyorum, ancak bu olay başıma geldi. Şansım varmış diye konuştu.

Etiket :ilginç
In Mystery
10 Ağustos 2007
13:05
Yorumlar :1
 
 
 
 

İlginç Ölüm Hikayeleri

Jake Fen isimli Macar adam, eşini korkutmak için kendini asmış
pozu verdi...Eve gelen eş kocasını o halde görünce bayıldı..Kapıyı açık
gören komşu kadın içeri girince iki cesetle karşılaştığını sanıp evi
soydu.Topladıkları ile çıkarken Jake kadına bir tekme attı. Cesedin
canlandığını sanan kadın korkudan öldü..Jake beraat etti..
__________________________________________________ _________
 New York'ta 5'inci caddede bir adama araç hafifçe çarptı. Adama
bir şey olmamıştı.. Şoförle konuştu ve kalkacakken olayı gören biri yanına
gelerek, kalkmazsa sigortadan para alabileceğini söyleyince yeniden
aracın önüne yattı. Araç sürücüsü ise adamın gittiğini düşünerek gaza
bastı ve adam öldü...
 __________________________________________________ _________
 Bayan Carson Amerika'nın New York kentinde yaşıyordu..Bir gün
eğlenmek için cenaze işleri yapan bir şirketle anlaştı. Şirket eve
telefon etti ve bayan Carson'un kalp krizi geçirip öldüğünü söyledi .
Aile hemen koştu. Bu sırada tabutun içinde yatan bayan Carson birden
doğruluverdi. Ama kızı o anda kalp krizi geçirip öldü...
 __________________________________________________ _________
 Romollo Ribaldo işsizdi. Pisa kentinde oturan 42 yaşındaki bu
İtalyan bir gün, tabanca ile intihar etmeye hazırlandı. Eşi onu
engellemek için dil döktü.. Sonunda Romolo ağlamaya başladı ve intihardan
vazgeçip silahını yere fırlattı. Ateş alan tabancadan çıkan mermi eşine
isabet etti ve eşi öldü...
Etiket :ilginç
In Mystery
09 Ağustos 2007
15:24
Yorumlar :1
 
 
 
 

İnternetten İlginç Bilgiler!!

İnternet kullanıcılarına e-mail olarak gönderilen bazı ilginç bilgiler, okuyanları şaşkına çeviriyor. İşte sanal alemin gözde enteresan bilgileri:

 
Venüs, saat yönünde dönen tek gezegendir.

Sabahları elma kahveden daha fazla uykunuzu açar.

Evinizdeki toz parçacıklarının büyük çoğunluğu ölmüş deri dokusudur.

Marilyn Monroe'nun 6 adet ayak parmağı vardı.

İnekler merdiven çıkabilir ama inemezler.

Ördeklerin 'vak' sesi yankı yapmaz, nedenini de kimse bilmez.

Sivrisinek kovucu spreyler sinekleri kovmuyor, sizi gizliyor. Sivrisineğin alıcılarını bloke ederek sizin orada olduğunuzu anlamamalarını sağlıyor.

Taze kakao içinde bulunan sıvı, kan plazması yerine kullanılabiliyor.

Hiçbir kağıt parçası 7 defadan fazla ikiye katlanamaz.

Uyurken, TV izlerken olduğundan daha fazla kalori harcarsınız.

Meşe ağaçları elli yaşından önce palamut vermez.

Üzerinde barkodu bulunan ilk ürün Wrigley's marka sakızdı.

Kupa papazı bıyıksız olan tek papazdır.

Boeing 747'nin kanatları, uçakla uçmayı ilk başaran Wright Kardeşlerin uçtuğu mesafeden daha uzundur.

Amerikan Havayolları 1987 yılında first-class da sunulan bir adet zeytin eksiltmek suretiyle 40 bin dolar kar etmiştir.

Kaplumbağalar kıçlarından da nefes alabilirler."
Etiket :ilginç
In Mystery
09 Ağustos 2007
15:14
Yorumlar :1
 
 
 
 
 
 

Ruh Çağırma!!!

İşte bir gencin ruh çağırma olayı :

Bu olayı anlatırken hala daha tüylerim kalkıyor ve ağlamamak için kendmi zor tutuyorum. Fakat bunu bilmenizi isterim ki benim başımdan böyle bir olay geçti ve ben bu olaydan sonra bir daha ruh çağırmamak üzere yemin ettim! İsteyen inansın istemeyen de inanmasın birini inandırmaya da zorlamıyorum zaten!! Adım belli, adresim belli, saklamıyorum onlar da yayınlansın!

Bundan beş altı yıl önce, ben daha o zamanlar 14-15 yaşlarında iken, bir yaz günü aynı mahhallede oturduğum bir arkadaşımın evinde 4-5 kişi ruh çağırmak için taplanmıştık. O zamanlar da bu ruh çağırma olayları çok moda idi. Herkes birbirine hikayeler anlatıyor, ruh çağırıyor, başından geçenleri anlatıyor ve çoğu zaman da korkutmak için kafadan atıyordu. Yani şahsen ben hiç inanmıyordum. Bir çok defa da ruh çağırmıştık ve hepsi fiyasko idi. Hatta bir çoğunda aramızdan birini kurban belirleyip onu korkutuyorduk. Ortada bir şey yokken ruh gelmiş gibi yapıp o seçilen arkadaşımızı korkutmak için ruh çağırıyorduk.

Herneyse, fakat bu son ruh çağıracağımız zaman gerçekten aramızda, ne seçilmiş bir kurban, ne de numara çeken biri vardı! Saat gecenin üçüydü ve arkadaşımızın anne ve babası uyuyordu. Biz de evin oturma odasına tam teşkilat yerleşmiştik. Gerçekten herkes o ortamdan biraz da olsa ürkmüştü ve herkes cidden ruh çağırmak istiyordu. Derken hazırlıklar bitmiş ve Klasik ruh çağırma olayı başlamıştı. Üzerinde harfler ve birtakım gerekli yazılar falan bulunan büyük karton kutu, üzerinde okunmuş fincan, dualar falan işte herşey hazırdı ve herşey ciddi bir şekilde yapılıyordu. Ben de biraz gerilmiştim artık çünkü herşey gayet ciddi ve bilinçli idi. Ne kadar da inanmasam böyle şeylere gene de ya gelirse diye bir heyecan vardı içimde.

Artık ruhun gelmesini bekliyorduk. Herşey yapılmış, ruh belirlenmiş, dualar okunmuş, herkesin işaret parmağı fincanın üzerinde bir hareket bekliyorduk. 10 dakika geçmeden fincan kıpırdamaya başladı. O anda herkes bir birine suç atmaya başladı, parmağınla kıpırdatma şu fincanı, ben kıpırdatmıyorum ya gerçekten kim kıpırdatıyor gibisinden ama kimse kıpırdatmıyordu! Derken sorular başladı ve fincan bize bu soruları cevaplıyordu. Yanıtların hepsi doğruydu! En son artık öyle sorular soruyorduk ki aramızdaki şahısların bilemeyeceği türden şahsi sorular, fakat onları da biliyordu! Çok korkmuştuk!

Evin sahibi olan arkadaşımızın böyle şeylere çok zaafı vardı ve çocuk birden ağlamaya başladı! Bu arada belirteyim ruh çağıranların ben dahil hepsi erkek. Çocuk çok kötü olmuştu ve kurban olarak seçilenin kendisi olduğunu sanıp bize yalvarıyordu. Artık oyun oynamamızı, çok korktuğunu, bu kadarın aşırı olduğunu söyleyip duruyodu ve ağlıyordı! İşte o an korkum 2 ye katlanmıştı. Atık ruhu göndermeye çalışıyorduk ama o da gitmiyordu. Ruh gitmeden de fincanı kaldıramıyorduk. Ev sahibi arkadaşımız git gide fenalaşıyordu ve resmen ağlıyordu haykıra haykıra, benim de gözlerimden yaş gelmedi desem yalan olur yani!!

Öyle bir an oldu, arkadaşımız dayanamadı artık ve herkese küfrederek fincanı kaldırdığı gibi pencereden dışarı yola fırlattı. Fincan kırılmıştı. Böylelikle ruh çağırma olayı da bitmişti tabii ama herkesin içinde bir endişe vardı ve o arkadaşımıza ne yapıyorsun sen gibisinden bakıyorduk endişeli gözlerle. Ev sahibi arkadaşımız hala daha sövüyordü ve siz arkadaş değilsiniz diye hem bize hem de ruhlara kadar sövüyordu. Allahtan anne babası gürültüye uyanmamışlardı. Bizde daha fazla gürültü rezalet çıkmadan yavaş yavaş evlere dağılmanın iyi olacağını anlamıştık. Öyle böyle herkes kendi evine gitti ve yattık uyuduk.

Ertesi sabah kalktığımda mahallede bir bağırışmanın olduğunu duydum. Bu sesler ruh çağırdığımız arkadaşımızın evinden geliyordu. Herkes ağlıyor, bağırıyor ve sağa sola anlamsızca koşuyordu! Ben resmen şok olmuştum! Ruh çağırdığımız evde oturan o arkadaşımızın babası uyurken sabaha karşı kalp krizi sonucu vefaat etmişti!!.....

Etiket :ilginç
In Mystery
07 Ağustos 2007
23:37
Yorumlar :1
 
 
 
 

Bilgisayar Başında Can Veren Adamın Hikayesi!

54 yaşındaki Childress H. Wanamaker, ABD'nin New York şehrinde bir yeni medya şirketinde muhasebe müdürü olarak çalışmaktadır. En büyük korkusuysa internette takip ettiği 48 tartışma grubundaki olaylardan geri kalmaktır.

Bilgisayar başından asla kalkmadığı için zamanla yemeklerini de aksatmaya başlar. 26 yıllık karısı yemeklerini tepsiyle önüne getirir ama bu bile onun ellerini klavyeden kaldıramaz.

Kayıtlarına göre Wanamaker tartışma gruplarına ortalama her iki dakikada bir mesaj yazar. Oğlu Lucian'ın onu kaldırmak için arabasının çalınmakta olduğunu söylemesi bile Wanamaker'ı kıpırdatmaz.


Raporlara göre son dönemlerde ilgili ilgisiz her tartışmaya dalarak laf yetiştirmeye başlar. Buna ek olarak bu forumların içinden 15 bin 250 kişiyle de düzenli olarak mesajlaşır. 375 blog sitesini takip ederken bir de kendi blog sitesini kurmaya kalkar.

Sonunda Wanamaker evinde bilgisayarı başında açlıktan ölmüş olarak bulunur! İnternetin en derin yan etkisi olarak tarihe adını yazdırarak aramızdan ayrılır. Üstelik forumlarda hâlâ adı geçiyor.

Ama ne yazık ki cevap veremiyor...
 
Etiket :ilginç
In Mystery
07 Ağustos 2007
23:30
Yorumlar :0
 
 
 
 

Bu İsimleri Gördükten Sonra İsminize Şükredeceksiniz!!!

İsminizi hiç sevmiyormusun?

Ya da soy isminizi...

Bu isimleri görünce kendi isminize şükredeceksiniz:

Coşkun Aptal
Emel Yalak
Duran Kalas
Sultan Kaltak
İsmail Dümbelek
Fahrettin Kalkmaz
Mehmet Kaldırır
Cafer Yalar
Gurban Yalama
Ahmet Ali Emici
Ayşe Cinsel
Mehmet Taşak
Sultan Kıç
Ali Anüs
Bahriye Kuku
Fevzi Zik
Mahmut Pipi
Yusuf Kız
Gülten Karı
Zeki Kadın
Cemal Delik
Ramazan Deşik
Münevver Göbek
Münire Meme
Şükriye Memeli
Havva Kalça
Ali Kalktı
Nurcan Geliyor
Ali Geber
Münevver Ölü
Hanim Seviş
Alkın Azgın
Mümin Abaza
Yunus Gay
Kemal Götürür
ibrahim Ziker
Subay Sokar
Abdullah Oyar
Adem Kayar
H. İbrahim Gömer
Gülfidan Gösterir
Nadir Verir
Duran Tekerlek
Döndü Yuvarlak
Özdemir Damızlık
İzzet Angut
Türkan Romantik
Hafize Kazma
Abdulkadir Anan
Abdulaziz Baban
İsmail Donsuz
Hatice Tüylü
Abdurrahman Kıllı
Aytekin Kıllıbacak
Makbule Kıllıbaldır
Atilla Otuzbiroğulları
Ahmet Yavşar
Ökkeş Ford
Bayram Amca
Necati Yenge
Meliha Enişte
Zehra Eşekcanbazı
Yusuf Ziya Salakoğlu
Abudulsamet Döver
Ramazan Öldürür
İsmail Öldürücü
Gülşen Motor
Hacı Benzin
Menemine Cart
Burhanettin Curt
Cafer Cırt
Döndü Cort
Fedakar Pat
Şaban Küt
Vesile Aybaşı
Haziment Pet

Gerçekleri telefon rehberinden kontrol edilmiştir...

Etiket :ilginç
In Mystery
07 Ağustos 2007
23:17
Yorumlar :0
 
 
 
 

Ölüm Piramidi

Bir dönemler binlerce kişinin tanık olduğu kurban etme ritüellerinde canlı canlı gömüler insanlar –ve hayvanlar– Meksika’daki Ay Piramidi’nin sırlarını gözler önüne seriyor.

Kana susamış Azteklerin dahi, Teotihuacán'ı ilk gördükleri anda yüreklerini saygı ile karışık bir korku kaplamıştı. Azteklerin Meksika ortalarına kadar ilerledikleri 13. yüzyıla gelindiğinde, bir dönemlerin bu hareketli kenti gizemli kurucuları tarafından çoktan terk edilmişti bile. Altın çağını İS 400 dolaylarında yaşayan kentin ortasında yer alan büyük tören alanı, gür çalılıkların oluşturduğu kalın bir örtüyle kaplıydı. Alana adını Aztekler verdi ve en görkemli yapı ve anıtları da –Güneş Piramidi ve Ay Piramidi– kendi inanışları doğrultusunda onlar tanımladı.

Bazı yapıların mezar oldukları varsayımından yola çıkarak anayola Ölüler Sokağı adını verdiler. Daha sonra anlaşıldığı üzere Azteklerin bu varsayımı esrarengiz bir biçimde isabetliydi. Yakın dönemlerde Meksika'nın Ulusal Antropoloji ve Tarih Enstitüsü'nden Rubén Cabrera Castro ile Aichi Üniversitesi'nden (Japonya) Saburo Sugiyama başkanlığında yapılan kazılarda, zengin ama bir o kadar da ürkütücü gömütler ortaya çıkarıldı. 43 metre yükseklikteki taş yapının altında tünellerle derine inen arkeologlar beş gömüt alanı buldu. Arkeologların son toprak katmanını da temizlemeleriyle birlikte ortaya vahşet görüntüleri –kesik başlar ile yabancı savaşçılar ve yüksek rütbeli kişilerin, etçil memelilerin, yırtıcı kuşların ve ölümcül sürüngenlerin kemikleri– çıktı.

Kanıtlar, tüm kurbanların piramit inşaatının birbirini izleyen evrelerini kutsamak amacıyla yapılan ritüeller sırasında öldürüldüklerini gösteriyor. Yaklaşık İS 200'e tarihlenen en erken kurban ritüeli, yapının oldukça büyük bir bölümünün tamamlandığı evreye ait. Büyük olasılıkla yaralı bir savaş esirinin, canlı canlı –elleri arkadan bağlanmış bir halde– gömüldüğü düşünülüyor. Çevresi, mitolojik güç ve askeri kudreti simgeleyen ve bazıları canlı haldeyken kafeslerin içinde gömülmüş olan hayvanlar –pumalar, bir kurt, kartallar, bir şahin, bir baykuş ve çıngıraklı yılanlar– tarafından sarılmış olabilir. İncelikle işlenmiş sunular arasında obsidyen silahlar ve gömütün adanmış olabileceği bir savaş tanrıçasına ait yekpare yeşil taştan bir figürin de var. Birbirini izleyen her bir gömüt farklıydı, ama tümü aynı amaca hizmet ediyordu. Sugiyama, "İnsanları kontrol altında tutmak, hükümdarlarının isteklerini yerine getirmeleri konusunda ikna etmek için insan kurban etmek önemliydi" diyor.

Etiket :ilginç
In Mystery
24 Temmuz 2007
14:13
Yorumlar :0